Sazlıdere Havzasında Çifte Standart: Konteyner Yasak, İnşaat Serbest

İstanbul Sazlıdere su havzasında İSKİ konteyner kullanımına yasak getirirken, bölgedeki milyar liralık konut projeleri ve ihaleler devam ediyor.
Havza Yönetiminde Çelişkili Uygulamalar
İstanbul'un kritik içme suyu kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı ve çevresindeki koruma havzalarında yönetimsel uygulamalar tartışma yaratıyor. İSKİ tarafından yürütülen saha faaliyetlerinde, temel ihtiyaç ve operasyonel süreçler için kullanılan konteynerlerin yerleşimi yasaklanırken, havza sınırları içerisinde yer alan devasa ölçekli projeler hız kesmeden ilerliyor.
Bölgedeki su kaynaklarının korunması amacıyla uygulanan kısıtlamaların, sadece geçici yapılar için geçerli olması, havza sınırları içerisindeki büyük çaplı gayrimenkul yatırımları ve inşaat ihaleleriyle tezat oluşturuyor. Yerel kaynaklar ve çevre gözlemcileri, su havzası statüsündeki alanlarda betonlaşmanın sürdüğüne dikkat çekiyor.
Milyar Liralık Konut Projeleri ve İhaleler
Sazlıdere havzasının ekolojik dengesini ve su kalitesini etkileme potansiyeli bulunan alanlarda, yüksek bütçeli konut projelerinin yükseldiği gözlemleniyor. Yapılan incelemelere göre, bölgede devam eden şu faaliyetler dikkat çekiyor:
- Milyar liralık yatırım hacmine sahip çok katlı konut projeleri.
- Hızla sonuçlandırılan ve hayata geçirilen büyük ölçekli kamu ve özel sektör ihaleleri.
- Havza koruma sınırları içerisinde devam eden altyapı ve üst yapı çalışmaları.
İSKİ'nin operasyonel amaçlı konteyner kullanımını dahi yasakladığı bu hassas bölgede, konut projelerinin yasal izin süreçleri ve havza koruma yönetmelikleriyle olan uyumu soru işaretlerini beraberinde getiriyor. Vatandaşlar ve çevre savunucuları, su rezervlerinin korunması için uygulanan kuralların tüm yapılar için eşit şekilde işletilmesini talep ediyor.
Çevresel Riskler ve Su Güvenliği
Sazlıdere gibi kritik bir su kaynağının çevresindeki yoğun yapılaşma, uzun vadede su havzasının kirlenme riskini artırıyor. Betonlaşmanın artmasıyla birlikte, toprağın suyu emme kapasitesinin azalması ve yüzey akışının değişmesi, havzanın ekosistemini doğrudan tehdit eden unsurlar arasında gösteriliyor. Mevcut projelerin havza koruma planları çerçevesinde denetlenmesi, İstanbul'un gelecekteki su arzı güvenliği açısından önem arz ediyor.





